Ruanda'da 1994 yılı baharında, 100 gün gibi kısa bir sürede
Hutular bir milyon
Tutsi'yi palalarla doğrayarak öldürmüşlerdi. Hitler'in İkinci Dünya Savaşı'nda yaptıklarını biliyorsunuz. Bosna'da, Irak'ta, Filistin'de olanları da. Bu olaylar karşısında vj beyinli bir "modern zaman duyarlısı"nın aklına gelen ilk laf "o.... çocukları" olur. Halbuki şu anda Ruanda meclisinin %49'u kadın, nefret ettiğimiz ABD; Jack London, Edgar Allan Poe, Paul Auster, Ralph Waldo Emerson, Scott Fitzgerald, Richard Bach, Pearl S. Buck, Irvin D. Yalom, Tennessee Williams, Henry David Thoreau, Susan Sontag, Truman Capote, Michael Cunningham, William Faulkner, Ernest Hemingway, Henry James, Stephen King, Kurt Vonnegut, Mario Puzo, Sylvia Plath, Ursula K. Le Guin, Mark Twain, Chuck Palahniuk gibi (isimleri çok tuttum ki tesadüf demeyelim) aydınlar yetiştirmiş bir topluma sahip. İsrail deseniz dünyada parmakla gösterilebilecek müzisyenleri olan bir ülke. Almanya'ya hiç gelmeyelim; müzik, edebiyat, sosyoloji, bilim ve en önemlisi felsefe alanında dünyayı yönlendirmiş bir irade.
Tüm bunlardan sonra "anladık, hiçbir zaman yapılanlar tüm topluma maledilemez edebiyatı yapıyorsun" denmezse sevinirim. Az önce saydığım ülkelerde her zaman insanları palalarla doğrayacak, canlı canlı yakmaktan zevk alacak, daha sonra intikam almasın diye anne karnındaki bebekleri kurşunlayabilecek insanlar vardı. Bunlar 1940'larda, 94'te veya 2000'lerde piyasaya çıkmadılar. Sadece otoritenin kendi taraflarına geçmesini beklediler. Geçince de affetmediler.

Bize gelelim şimdi: 16 Mart 1978'de Beyazıt'ta, 19 Aralık 2000'de F tiplerinde, 9 Ekim 1978'de Bahçelievler'de, 19 Aralık 1978'de Maraş'ta faşistler katliam yaptı. Bu katliamlar bir soykırıma dönüşmemiş ise, bu sadece henüz mutlak otoritenin milliyetçilerin ve ulusalcı cephenin eline geçmemiş olmasındandır. Türkiye tarihinde bir soykırım yaşanmış veya yaşanmamış farketmez. Sadece aklıselim birisi bilir ki; Maraş'ta, Bahçelievler'deki faşist düşünce hala var ve bu kişiler "orada biz şu kadar insan öldürdük ama on binlerce insan öldürecek kadar cani değiliz" demeyecekler. Keza aslolan bir düşüncedir ve amaç neyse ona hizmet edilmelidir. O zamanki şartlarda onbinler öldürülemediyse, bu imkanların kısıtlılığındandı. Önlerinde milyonlarca devrimci olsa, onları kıyımdan geçirecek kudrete haiz bir güruh olsa; onları durduracak motivasyon ne ola? Neden bu işi kökünden temizlemek istemesinler? 16526. cinayetten sonra "yeter abi yorulduk" mu diyeceklerdi veya vicdanları mı sızlamaya başlayacaktı?
Sağınızda solunuzda "benim solcu/muhafazakar/kürt arkadaşlarım da var" deyip gülücük dağıtanlara bakmayın. Televizyonda bağıran bir ulusalcı lidere ve gülücükçülerin ellerine tutuşturulmuş bir palaya, silaha bakıyor her şey. Fırsat bulduklarında bu ülkeyi kan gölüne çevirecek faşistler var. Her ülkede olduğu gibi.
1 yorum:
Fırsat bulduklarında bu ülkeyi kan gölüne çevirecek bölücüler de var. Kaldı ki diğer bir etnik grubun varlığını reddetmeyi faşistlik olarak nitelendirmek hatadır, ayrışmayı reddetmenin olsa olsa hümanist bir temeli vardır.
Ali
Yorum Gönder