24 Kasım 2010

Bir Müsellesin Mesaha-i Sathiyesi

Bazı günler kendimi bir üçgen gibi hissediyorum; ikizkenar bir üçgen gibi… Görünürde kurallara uygun bir geometrik şekil olmasına rağmen uyuz bir tarafı vardır ikizkenar üçgenin. Bir şeyler yanlış gibidir. Ama bunun ne olduğuna dair herhangi bir fikriniz yoktur. Sadece kötü bir his… Çürüyerek içi oyulmuş dişinize, yediğiniz havuçtan bir parçanın sıkışmasına benzer bir his. İnat edersiniz kürdan kullanmamak için. Yanaklarınızı içe doğru kasarak vakum etkisi yaratmaya, dişinizin merkez noktasına kaçmış lanet havuç parçasını dilinizin ucuyla dışarı çekmeye çalışırsınız. Üstelik daha önce aynı şeyi bin defa yaşamış ve her defasında mecburen kürdan kullanmış olmanıza rağmen… İnsan neden geçmişinden ders almaz hiç?

Kendimi sarsılmaz bir eşkenar üçgen olarak gördüğüm zamanlarım da oldu. Nereye dönsem altmış derece! Müthiş bir nizam ve intizam söz konusuydu. Henüz dağılmamıştım. Mp3 çıkıp da mertlik bozulmadan önce sevdiğim tüm insanlara kaset doldururdum örneğin. İşimi nasıl ciddiye aldığımı tahmin bile edemezsiniz. Şarkıların birbiri ile uyumu, mümkün mertebe CD’den kayıt yapmak için arşiv oluşturma çabası, şarkıların arasında “çıkırt” diye duyulan atlama sesini yok etmek için kaseti 4-5 cm geriye sarmak vs… En çok da türler arasındaki geçişi çaktırmadan yapmayı severdim. Başak burcuydum. İnanın bana, bir ara öylesine ustalaşmıştım ki bu konuda, sadece 5 adımda Orhan Gencebay’ın Sevenler Mesut Olmaz’ından Rammstein’ın Du Hast’ına geçiş yapabiliyordum. Kimse de çakmıyordu durumu. Böyle aptalca, bana hiçbir getirisi olmayan bir alanda neden uzmanlaştığımı bilmiyorum ama o zamanlar kendimi sağlam ve güvenilir bir eşkenar üçgen olarak gördüğüm için mutluydum.


En boktanı da çeşitkenar üçgen galiba. İçinden çıkılmaz bir bilmece gibi gelir bazen hayat. Muhtemelen normalden daha uzun süre yalnız kalmaktan dolayı fazla ısınan beyin hücreleri yol açar bu hisse. Onu sorgula, bunu sorgula… Hiçbir açınız bir diğerini tutmaz olur. “Remember Sammy Jenkins”. Hayal kurmak yerine var olan hatıralarınızı değiştirmek gibi korkunç bir hataya düşebilirsiniz bu durumda. “Remember Sammy Jenkins”. Allahsız bir Nastenka değildir olanların sebebi, sizin Nastenka’yı Allahsız biri olarak görmenizdir. O sadece sevmiştir hâlbuki! Neyse, dağılmayalım. Kendimi çeşitkenar bir üçgen olarak gördüğüm zamanlarda bundan kurtulmak için yapmam gereken şeylerin bir listesi vardı elimde. Fakat bir kez bile yaptığım görülmemiştir. Kara Calud’un zekeri kadar korkunç bir tembellik sarar bünyemi böyle zamanlarda. Ve her şey birbirine girer; okuduklarım, yazdıklarım, dinlediklerim, izlediklerim… Bir Kürt kızına âşık olur, bir Ermeni gibi hissederim kendimi. Kıbrıs'ı elden çıkarırım bir an bile düşünmeden. BMW X5'ten inen başörtülü kızın ayağına çelme takar, dergideki Elif Şafak fotoğrafına sakal bıyık yaparım. Cumhuriyet gazetesinin bahçesine işemekten utanmak neymiş; sahneden otuz bin kişiye “fuckin yeaah!” diye bağırır, sol elimle zafer işareti çakarım! Evet, manyağım…

0 yorum:

 

©2009 Litost | by TNB