Sebepli ya da sebepsiz iç sıkıntılarına düşen ruhun, kendini avutmak için, yaşadığı zamana yüklediği anlam genellikle aldatıcıdır. Tutunacak bir dal ihtiyacının tezahürüdür. “Bazen” olur böyle.
Kendini hayat boyunca dimdik ayakta durmak, dağlar gibi aşılmaz görünmek ve denizler kadar derinmiş gibi göstermek isteyenler bile bu garip zaman aralığının pençesine düşmekten kurtulamazlar. “Bazen” içini burkan bir şey hissedersin çünkü.
Düşündükçe içinden çıkılmaz hale gelen sorunların midesinde alev misali çağladığını gören birisi, şelale gibi dökülerek ağlamakla volkan gibi püskürerek patlamak arasında gidip gelirken, bu zıt duyguların aynı anda bu kadar yoğun duyumsanmasına anlam veremez. “Bazen” beyni diline hükmetmekten vazgeçer.
Hayatı koluna dolayan, onunla dalga geçen, onu bir oyuncak gibi sağa sola fırlatan biri bile, karanlıkta indiği merdivenin son basamağına bastığını zannederek bir adımını daha boşluğa atanlar gibi sendeleyiverir. Halbuki düz zemindedir. “Bazen” ne kadar komik de olsa şakaya gülmez seyirci.
İnsan hür değildir. İnsan hür ‘olamaz’. İnsan hep kendini bir şeylerin esaretine bırakmak zorundadır. Ne olduğunun hiç önemi yok. Belki bir kadın/erkek, belki bir iş, belki bir inanç… Belki de evlat? Belki de anne? Belki de vatan? Ama “bazen”, tüm bunlardan azat oluyor insan. Özgür kalıyor. Ve o özgürlük anında -yine- kölesi olacağı şeylerin peşine düşüyor. Tek başına özgür olmaktansa saplantılarıyla birlikte köle olmayı tercih ediyor. “Bazen”.
"Çığlık" Müzayedeye Çıkıyor
3 saat önce

4 yorum:
bazen bi satir okursun ve dersin ki; "nasil olur bunlar benim düsüncelerim. oysa yalniz oldugumu saniyordum.." demek ki hepimiz ayni seyleri düsünen, ayni seylerin pesinde kosturup duran, özgürlügü özleyen, özgürlüge kavusunca bir kere daha tutunacak dal taramasina baslayan.. yalniz ama ayni insanlariz.. sifa diliyorum cümlemize. bu kadar.
insan hür doğar ama özgürlük peşinden koşar...ve birilerinden bu manada medet umar.bu yaşam boyu devam eder ama nereye giderse gitsin kendinide götürür..kaçar ama "bazen" kaçtıklarına yakalanıverir..
Bağımlılıklar Robicik. Maddesel bağımlılıklar... ama daha kötüsü duygusal bağımlılıklar. İşte onlar yüzünden özgür değiliz. Onlar yüzünden; annemizin yaşlılığını, kardeşimizin düğününü, sevdiğimiz adamın/kadının yüzünü aklımızdan atamadığımız için çekip gidemiyoruz. Hatta belki de kendi yalnız ölümümüzün görüntüsü de bağımlılıklarımızı artırıyor olabilir.
Alexander Supertramp'tan giresim vardı da, yorum yorumluktan çıkacak diye korkuyorum :)
Bir de kibrit çöplerini görünce bir şarkı geldi aklıma. Cocoon - Dee Doo. Dinlemediysen dinle.
"...and the trees will bend,
we all do in the end."
inkar tutsaklıktır, inanç özgürlüktür.
Yorum Gönder