18 Haziran 2011

İhtiyaç Sahipleri İçin Kişisel Gelişim

> Arabayı bir yere vurmadan, olmadı hatırı sayılır bir kasise bodoslama daldırmadan öğrenilen şoförlük eksiktir.

> İçine tuz atmayı unutarak, altını yakarak, kıvamını tutturamayarak pişirdiğiniz her yemek, ileride keşfedeceğiniz muhteşem lezzetlerin sigortasıdır.

> Çok sevdiğiniz bir yakınınıza uyguladığınız standart tedavi işe yaramayıp da onun zihninde sizin mesleki becerinizle ilgili oluşacak olumsuz düşünceleri hayal ederek strese girmediyseniz tam olarak doktor olmuş sayılmazsınız.

> Dünyanın en güzel, en zor gollerini bile atıyor olsanız, küçücük kız çocuklarının bile gol yapabileceği bir pozisyonu öküzce harcamazsanız tatlı bir tebessümle hatırlanan futbolculardan olamazsınız. (“Tebessüm” gelecek zaman için, şimdiki zaman kipine hiç girmiyorum)

> Haftada en az bir defa parmağınıza çekiç indirmiyor, ıskarpela ile bir tarafınızı kesmiyorsanız fazlaca dikkatli davrandığı için ustalığı “tümevaramayan” bir marangozsunuz demektir.

> Kolunuz bacağınız kırılmamışsa, eşiniz dostunuz arasında sizinle aynı işle uğraşırken birileri ölmemişse muhtemelen dünyanın en iyi motosikletçilerinden biri değilsiniz.

> Kafayı yemeden, bunalıma girmeden, dert sahibi olmadan, kilitlenmeden, çoğunluk tarafından şiddetle eleştirilmeden sahip olduğunuz sıfat “yazar” ise, yalandır. İnanmayın.

> Saksılarına, çiçeklerine hayran kaldığınız komşunuzun vakti zamanında çöplerini karıştırmış olsaydınız ne botanik cinayetlerin öznesi olduğunu görebilirdiniz.

> En az iki arkadaşınızın kitabına abartılı övgülerde bulunmadıysanız, kendi işlerinizde onların işlerine gönderme yapmanın bokunu çıkarmadıysanız, çay içmeyi ve Ankara’yı gereğinden fazla göklere çıkarmadıysanız, üzgünüm, siz bir Afili Filinta değilsiniz.


Dünyanın en formda, en iyi, en yenilmez boksörünün bile en az on defa burnunun kırıldığını, kaşının açıldığını, dişinin söküldüğünü hatırlamak, hatırlatmak, şahit olmamışsak bile uydurmak iyidir. Haftada bir gideri vardır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki; sizi “insan” yapacak olan şey on dakikada uydurduğum bu saçma tavsiyeler ve bu saçma tavsiyelerden binlercesini allayıp pullayıp gözünüze sokan kitaplar değildir. Kendinizi geliştirilmesi gereken bir öküz olarak görmeniz elbette güzel bir başlangıçtır. Hatayı görmeden onu düzeltemezsiniz. Ama, fakat, ancak, lakin, ne var ki, günümüzde ilerlemiş öküzlüğün çaresi yoktur. Çaresi olmaması bir yana, çare bulma ihtimali olan “insan” sayısı da çok azdır. Yine de bunalım iyidir, büyük meseleleri dert edinmek güzeldir. Zubizaretta diye bir kaleci vardı. Ne ka fol o ka yumurta. Gerçekten çok güzel çıkmışsın canım. Sakallı akbaba…
.

0 yorum:

 

©2009 Litost | by TNB