Kezban nefret eder ismiyle dalga geçilmesine. Erkeklerdeki Kâmil’in karşılığı olarak anılmak gururuna dokunur. Sinirlenir. Sinirlenmek çok yakışır Kezban’a; gözleri çakmak çakmak olur. Dişlerini sıkar, bir küfür savurur kendisinin bile duyamayacağı kadar kısık bir sesle. Sevdiğini düşünür rahatlamak için. Ve de sevdiğinin kendisini düşündüğünü düşünür. Mutlu olur onu düşününce. Gülümser. Gülümsemek çok yakışır Kezban’a; gözleri ışıl ışıl olur.
İradesi ortalık yerlerde dolaşır Kezban’ın; ne çok güçlüdür, ne çok zayıf… Karar alır, vazgeçer. Birinin kendisini itmesini ister ama itilince de karşı koyar. Direnmeyi sever. Direndiği için pişman olmayı da sever. Yanlışı görür Kezban. Dönmeye çalışsa dönecek kadar güçlüdür. İstemez. İstemediği için kendine kızmaya bayılır. Kendine kızdığı için de kendine kızar sonra. Kafasının içinde düşünce fırtınaları oluşur, dışarıya belli etmez Kezban. Edemez zaten, yüzünde hep bir yorgunluk ifadesi belirir.
Kezban sevdiklerinde hep bir endişe uyandırır. Dalar gider çünkü arada bir. Nereye daldığını anlamak mümkün olmaz. Kendi de fark etmez ne derinliklere ulaştığını. Cehennemde yananları görüyor da dünyanın haline yanıyor sanırsınız. Kendine gelir, acıkır Kezban. Üzülmek yorar onu, enerjisini alır. Canı en şerbetli tatlıları, en yağlı pideleri, en leziz kumpirleri çeker. Yerinden kalkmadan lokantaların, büfelerin, kafelerin kartlarına bakar. Gördüğü resimler iştahını kabartır iyiden iyiye, gözü de acıkır Kezban’ın. Mis gibi dönerin kokusu gelir burnuna, damağında bol limonlu çiğköftenin acısını duyar. Gözü döner Kezban’ın.
İradesi ortalık yerlerde dolaşır Kezban’ın. Cebinde parası, işinde vakti vardır, nefsi burnundan düşecektir bir dilim çikolatalı pasta için, gitmeye gözü kesmez iki bina ötedeki pastaneye. Yerinden kalkmak zül gelir, üstüne çöker dünya. Ayaklarında kapkara sular birikir. Düşünce gücüyle sipariş vermeyi henüz geliştirmemiş olan teknolojiye öfkelenir. Dişlerini sıkar, bir küfür savurur kendisinin bile duyamayacağı kadar kısık bir sesle. Tembeldir Kezban. Ve bu tembelliği sayesinde arzularına boyun eğmekten kurtulur her defasında. Şanslıdır.
Kezban sevdiklerinin şansıdır. Tembelliğine kılıf aramadığı gibi başkalarını da işe koşturmaz. Arzusuyla arzusuzluğu arasında debelenip dururken yardım talep etmez. Kendi haline küfretmez. Sadece canı sıkılır. Gerçeği kabullenir ama bu kabullenişi kabullenmez. Yalnızca canı sıkılır. Boşluğa doğru öfkelenir. Sonra öfkesi bumerang gibi döner kendisini döver. İsyankârdır Kezban. Üç-beş bademli lokumu ayağına getirmeyen dünyanın yetmezmiş gibi kendisini tembellikle itham etmesini kabul etmez. Kezban’ın her şeye hakkı vardır. Ve bu hak ondan alınamaz. Çünkü bir tanedir Kezban; tekdir. Tek olmanın keyfiyetini yaşamasına engel olunamaz.

0 yorum:
Yorum Gönder