14 Ağustos 2011

Murat Menteş ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi

Daha dün gece telefonda Hakan’a şöyle diyordum: “Abi bu otel önü iftarlarıyla alakalı Murat Menteş’e ağız burun dalasım var ama iki tane Afili Filintalar eleştirisi yüzünden bile adımız kıskanca, özentiye çıktı ya; hepten tefe koyacaklar bizi”.

Lakin dayanmak ne mümkün! Biraz daha gaz alırsa yeni nesil Yaşar Nuri’ye dönüşmesi an meselesi olan İhsan Eliaçık önderliğindeki ikinci kuşak “Devrimci Müslümanlar” utanmadan bana İslam dersi veriyorlar. Böyle aniden ortaya çıkan, temelsiz, bir manifestosu olmayan, buna rağmen popüler kültürün cömert yardımlarıyla çığ gibi büyüyüp bir “harekete” dönüşen “oyunlardan” nefret ediyorum. Hem de ne oyun; Ece Temelkuran’ın, Tuna Kiremitçi’nin, Aylin Aslım'ın bir anda gerçek İslam’ın doğumuna yardım eden cefakâr ebeler rolüne soyundukları bir oyun!

Sosyalizm, Anarşizm gibi kelimelerin büyüsü her genç Müslüman entelektüeli bir süre meşgul eder, biliyorum. Bu etkileşimin kötü bir şey olduğunu da iddia edecek değilim. Hatta daha ötesi, adam akıllı bir sosyalizm anlayışının yaşadığımız dünya için en iyi ilaç olduğuna kalpten inanıyorum. Fakat bu ideal uğruna bir araya geleceğim insanların boyuna posuna bakmayı akıl edecek kadar da zekâ sahibi olmak gerekiyor. Bana sosyalizm ayağı çekenlerin nihai amaçlarını göremeyecek kadar kör olamam! Hayatları boyunca İslamla ilgili tek tepkileri kütük gibi oturup susmak olan bir takım isimler ne oldu da aktivist kesildiler? 

Ece Temelkuran kimdir Allah aşkına? Ekşi Sözlük yazarlarının şişirmekten uçan balona çevirdiği, üç-beş ağlak yazıyla “vicdan kraliçesi” ilan ettiği bu kadının iftar sofralarıyla ne işi var? Muz Sesleri gibi dünyanın en aptalca roman adlarından birine sahip olan kitabının haftalarca süren reklamı için harcanan parayla nelere ve kimlere yardım edebileceğini yazabilir mi bu vicdan ablamız? Şimdiye kadar hangi Müslümanın ne acısını paylaşmış da şimdi kalkıp zengin Müslümanların otel iftarları üzerinden inanç eleştirisi yapıyor? İnsanda biraz utanma, biraz edep olur… Yeni oyuncaklarıyla oynayan küçük bir kız çocuğu gibi yeni arkadaşlarıyla al takke ver külah takılması elbet bir yerde patlayacak.  Ve ben asıl konuşmamı o zaman yapacağım!


Tuna Kiremitçi… Yani neresinden tutsam bilmiyorum. Ha, “insanların kalbini nerden bileceksin” diyecekler için peşinen savunmamı yapayım, benim derdim Kiremitçi’nin dini inancını, iftar sofrasına oturmasını sorgulamak değil. Derdim, bu adamın edebiyat tarihimizin Elif Şafak’tan sonra en fazla ambalajlanmış, deliler gibi pazarlanmış ve bunun neticesinde ziyadesiyle palazlanmış oluşuna bakmadan anarşistlik taslamasıdır. Bi sus lan, kimsin sen? Daha düne kadar kitap eklerinin arka sayfalarında gözümüze sokulan gamzelerinle mi İslam devrimi yapacaksın? Ömrün boyunca gidip bir belediyenin iftar çadırında oturmuşluğun var mı da bu iftara koşa koşa geldin? (Hazret "din bezirganlarını rahatsız ettiğini" buyurmuş bir de twitter'dan. Karşıma geçsen seni bir rahatsız ederdim ama...)

İhsan Eliaçık’a gelince, kendisini çok fazla tanımamakla birlikte son dönem televizyon tartışmalarında sıklıkla boy göstermesi ve yerleşik İslam inanışlarına yönelik zoraki şerhleriyle nereye gittiğini anlamış bulunuyorum. Bakın bunu bir kenara yazın, Turgay dediydi dersiniz, ikinci Yaşar Nuri vakası var önümüzde. Her ne kadar üslupları ve kişilikleri çok farklı olsa da, akıbetleri aynı gözüküyor. Birilerinin çok ağır gazıyla şövalyeliğe soyunur, memleketi kurtarmak adına parti kurar, sonra da kıçının üstüne oturup Doğan medyasının kendisini kadın programlarına servis edeceği günler gelene kadar Posta gazetesinin bulmacalarını çözer evinde!

Veeee, Murat Menteş. Bu adam için ne demeliyim bilmem. Aylar önce Kafa Dengi programında “Romanlarımda tasvir yapmıyorum. Çünkü 2011 yılındayız, insanlar bir şehri ya da bir mekânı çok merak ediyorsa google’a girip gezebiliyorlar” dediğinde yazarlık yeteneğinin aşırı derecede süslü ve insana bir şey katmayan boş romanlara Selim Elim Sende, Aziz Tayfun Hüdayi gibi isimlerde karakterler sokuşturmaktan öteye gitmeyeceğini anlamıştım. Popülerlik suları yükselip paçalarını ıslatmaya başladığındaysa Aylin Aslım, Teoman gibi isimlerle yan yana gelebilmek, onlarla çok şahane dostluklar kurabildiğini gösterebilmek adına sessizce taklalar atmaya başlamıştı. Şimdi de bu yeni dostlarıyla birlikte bana iman öğretmeye soyunmuş. Kapitalizme ölüm! E ölüm elbette, gebersin s..tiğimin kapitalizmi de, be Murat Menteş, sen ne zaman bu makinenin dişlisi olmaktan emekliye ayrıldın? Daha dün Afili tayfasını da toplayıp Demirören’in tepesindeki Virgin Store’larda şovunu yapan Sünger Bob muydu? Cumhuriyet kitap ekine –ki dilinde Allah olan tek bir yazarı bile sayfasına koymaz o canlı türü- röportaj verirken şekilden şekle pozlar veren kişi Pikaçu muydu? Hayatın boyunca neyin çilesini çektin de şimdi kalkıp açlıktan ölenler üzerinden reklam yapıyor ve zerrece utanmıyorsun? Ece Temelkuran tarafından pohpohlanmakla mı büyük adam olacağını sanıyorsun? Bana oruç ve insanlık dersi verme, bana o insanlar için ne yaptığını söyle. “Senin” ne yaptığını söyle, kapitalizm esiri Müslümanların “ne yapmadığını” değil! 


Biliyorum ki size ne desem boş. Ya duymazsınız, ya duymazlıktan gelirsiniz, ya da ironi dolu, “ayar veren”, ama bir gram bile samimiyet içermeyen şeyler yazarsınız. Üslubuma takılır takır, söylediklerime kulaklarınızı tıkarsınız. Allah hepinize uyanmayı nasip eylesin.


[Yorumlar, mesajlar ve mailler sonrası ufak bir ekleme: Özellikle İhsan Eliaçık konusunda biraz ileri gittiğimi düşünen arkadaşlar var. Açıkçası öfkem dindikten sonra ben de o duyguya kapıldım. Fakat sabah kalkıp da kendisinin dün gece twitter'da bu organizasyona eleştiri getirenlere karşı, demagoji mi desem, ajitasyon mu desem bilmiyorum, saçma sapan karşılıklarını okuyunca daha da sinirlendim. Sırrı Süreyya ile işkencelerden geçmiş de, duvarları yıkıyormuş da, bağnaz kafalara karşı dik duracakmış da... Tam da tahmin ettiğim şeyi doğrular bir çizgide ilerliyor. Üstelik iş inada binmiş, sonraki iftarlara "çok daha farklı" isimleri davet edecekmiş, Allah'ın rahmetini sorgulamak bize mi düşmüş... Ne diyeyim, inşallah yanılan ben olurum.]


[Bir ekleme daha: İlki çok beğenilmeyince ikincisini çektim.]
.

15 yorum:

Ali Hakan Kaya dedi ki...

Bakırtaş yine çok agresif.

Eliaçık iyi niyetli takılıyor olabilir. Pınar Öğünç gibi kızcağızlara can simidi olduğunu fark ederse belki toparlar kendisini.

Diğerleri için tavsiyem, her rastladığında and not a single fuck was given that day pozunda takıl. Sonu yok bunun. İkonlaştırılmış modern müslümanla başa çıkılır da, fetişistleriyle uğraşılmaz. Bu şekilde kimliklendiler bir kere.

mikailşahin dedi ki...

ağzına sağlık düşündüklerimize tercüman oldun,bu yazıyı manşet yapmak gerek görmeleri için

Adsız dedi ki...

ihsan eliaçık'ın üzerine çok gitme, düşüncesizliklerini beceriksizliğine yor. bu hareketi eleştirmenin esas nedeni temelsiz oluşu falan değil bence, islamofobiklere malzeme olabilirliği. popülerleşebilmesini de buna bağlıyosun sanırım. ama doğan medya servisi falan, o kadar da değil.

tuna kiremitçi'nin o iftarda ne işi vardı sorusuna bin türlü cevap verebilecekken, ki sen de verdin, oruca takanlar olmuş. bence bundan da bahset. ne ara oruç tutmayanları iftara çağırmak saçma oldu, ne ara bu faşizan ruha büründüler, modern yobaz oldular. depodaki kibir, nefret ortaya çıkmak için güç kazanmayı bekliyormuş.

Adsız dedi ki...

pratikte kapitalist müslüman, pratikte kapitalist söylemde komünist olana tutarsızlığı sebebiyle laf edemez, kendisi de tutarsızdır. bu kişi de müslümana edemez. yalnız nedense bu işte sıyıran daha çok müslüman olur, yöntemi de "elimden geleni yapıyorum, Allah affetsin"e gizlemek.

Turgay Bakırtaş dedi ki...

İhsan Eliaçık konusunda yazının sonuna küçük bir ekleme yaptım. Duruma göre daha da büyüyebilir.

ELM dedi ki...

tebrikler güzel yazı. dünün vicdansız elitleriyle bugün düşüp kalkanlar ne fakirleri ne de müslümanları anlayabilirler.

malcolm dedi ki...

eyvallah bu güzel yazı menteş'i çok iyi özetlemiş. o gitsin temelkuranla iftarcılık oynamaya devam etsin.

Adsız dedi ki...

başlık, gönderme süpermiş. ali hakan şşş, selamlar:))

Adsız dedi ki...

(bu yorum ilk üç paragraf hakkındadır)

sayın bakırtaş
hiçbir ünlü platform tarafından özellikle çağırılmamış, eylemi duyan gelmiş ve gelende duyurmuş gelene de git denilmemiştir.

organizasyoun iç tarafı gayet samimi ve artniyetsiz ama eyleme beğenmediğiniz popüler insanların katılması, hareketin dışardan görünen yüzünü değiştirmiş, temelsiz, aniden ortaya çıkan bir şeye dönüştürmüş gözünüzde.halbuki platform gayet sağlam fikirler üzerine kurulmuş ancak iş popülerleştikçe, bazı şeyler temeli görmeyi engeller olmuş (bknz: eleştirdiğiniz kişiler). http://goo.gl/7Izfi

ayrıca eyleme o kadar farklı düşünen insan katılmasına rağmen birkaç ünlüye takmış herkes.
saydığınız bu ismlerin hiçbiri(eliaçık hariç) bu harekete organik olarak bağlı değil. görmüşler beğenmişler ne yapalım sen git o kalsın mı diyelim. ama siz tutmuşsunuz o böyle şu şöyle..

eylem ve bu "hareket" hakkındaki eleştrilerinizi bu kontrol dışı olaylar (popülerleşme, beğenmediğiniz kişilerin katılımı vs. ) üzerinden yapmanız samimi olarak bu işe destek verenlerin emeklerine saygısızlık olarak görüyorum.

dilmacevirmen dedi ki...

Güzel yazı. Elinize sağlık. Murat Menteş'i pek severim. İyi adam, müthiş yazardır. Bu sevgi bazen başka yöne bakmamı engeller, önce sinirlendim yazınıza ama sonra dedim: Herkes fikrini beyan edebilir. Hatta güzel oldu, başka bir yerden bakmamı sağladınız. Murat abi de okusa öyle düşünürdü. İhsan Eliaçık'la beraber bir şeyleri dert edinip ortaya düştü, uğraşıyor. Faydası olur mu bilemem. Belki de olur. Ama iyi niyetli işler bunlar. Öyle bakmak lazım. Siz bakmıyorsunuz belli ki. Olur tabi. Herkes aynı şeyi söylerse, aslında hiçkimse bir şey söylemiyor demektir. Sağolun.

Adsız dedi ki...

murat menteş zenginlerin müslümanlığını eleştiriyor, sen murat menteş'in popüler müslümanlığını eleştiriyorsun, ben senin agresif müslümanlığını eleştiriyorum. hepimiz birbirimize benziyoruz. müslümanlık lafta kalıyor. ve sezai karakoç'tan geliyor:
gelin gülle başlayalım atalara uyarak,
baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine...

Turgay Bakırtaş dedi ki...

İbrahim Tatlıses'in o meşhur şarkısında dediği gibi, "ben böyle değildim, yaşarken oldum"! Yalnızca iki nokta hakkında açıklama yapacak, sonra da susacağım.

1- Benim güncel/siyasi konulardaki yazı üslubum agresiftir. Hep böyleydi. Bazı yerlerde terbiyesiz olduğum filan yazılmış. Eğer o sözü edenin de sevmediği biri hakkında ağır şeyler yazsaydım "ağzına sağlık" diyecekti muhtemelen. Ancak benim bu agresifliğim asla şahsi sebeplere dayalı değildir. Vallahi billahi değildir. Murat Menteş birgün yolda yürürken bana omuz atmamış, ben de bunun hırsıyla fırsat kollamamışımdır!

2- Yaygın bir yanılgı var; benim bu organizasyonu düzenleyenlere kin kustuğum zannediliyor. Asla! Kime öfkeliysem tek tek adını vermiş, ne sebepten öfkeli olduğumu yazmışım. Organizasyondan olduğunu söyleyen bir arkadaş bu isimlerin tamamen kendi istekleriyle geldiklerini söyledi. Ona verdiğim cevabı da yazayım; gelip de kendi isimlerini bu denli parlattıkları, televizyonda/twitter'da yaptıkları şovlarla organizasyonun amacını yer ile yeksan ettikleri için asıl onlar suçludur! Ve asıl onlar sizden özür dilemelidir!

Tüm bunlar bir yana, şöyle de bir ironi var, karşımıza aldığımız kapitalist müslümanlardan sizden daha fazla nefret ediyorum biliyor musunuz? Senelerdir ara sıra değişik yerlerde bu konu hakkında yazıyorum. Hatta "marka müslüman" başlığıyla üç-dört ateşli yazı da yazmıştım ama silinip gittiler. Tüm bu hengâme içinde asıl konuya hiç değinmiyor oluşumuz da tuhaf.

Selametle...

gökhan tatar dedi ki...

yani ne desem bilmiyorum :)) az bile demişsin ! heryerine sağlık :)

Adsız dedi ki...

Eleştirilmesi gerekeni bence tam ayarında eleştirmişsiniz. Elinize sağlık... İçimden geçenleri yazınızda buldum.

Adsız dedi ki...

ellerine sağlık...bence bu yazının üzerinde durmalısın...hissiyatını herkesin kabul edeceği verilerle beslemelisin bence...neden bu tür adamlar çıkıyor ya da çıkartılıyor...kapitalizim içinde ne işe yararlar...yeni türkiyede yeni bir islamcılğa mı ihtiyaç var...ihsan eliaçık ve yaşar nuri mantığı bizim kapitalizmi moderniteyi postmoderniteyi içselleştirmemiz için bu mantıkla kurana yaklaşıp da bak kuran da bu diyen adam mı? bunlar da aslında benim kafadaki sorular...yani bunlar bir bahçede bir serada yetiştiriliyor ama nerde bilemiyorum...

 

©2009 Litost | by TNB