25 Ağustos 2011

A Little Push (Bir Fenerbahçe Filmi)

Christopher Nolan’ın muhteşem filmi The Dark Knigth’ın en can alıcı sahnelerinden birinde Joker şöyle der savcıyı nasıl yoldan çıkardığını anlatmak için:

“maddness is like gravity, all it needs is a little push.”

Bazı insanlar kusursuz görünürler. Hiçbir zaman iyilikten ve doğruluktan şaşmayacaklar zannedersiniz. Etraflarına güven verirler. Ama onlardan bir tanesini alıp azıcık baskı yaptığınızda (a little push) yıllar boyunca taşıdıkları sıfatları bir anda nasıl silip attıklarına şahit olup şaşırabilirsiniz. İyilik de, kötülük de, güzellik de, çirkinlik de içimizde doğuştan var olan kavramlar. Hangisinin ne zaman açığa çıkacağı, birinin diğerini ne zaman bastıracağı asla belli olmaz!

Bu girizgâhı Fenerbahçe’nin şike soruşturması boyunca içine düşmüş olduğu bataklıktan kurtulmak için sergilediği tavırlara örnek olması açısından yaptım. Futbolu severim. Futbolu “hakkıyla” severim. İyi bir Trabzonspor taraftarıyımdır. Beşiktaş’a çocukluğumdan beri sempati duymuşumdur. Liverpool çocukluk aşkımdır. Puyol'un gelmiş geçmiş en büyük futbolculardan biri olduğuna inanıyorum… Ve ne yazık ki Fenerbahçe’ye (Fenerbahçeli olmayanların büyük çoğunluğu gibi) antipatim var. Bu hoşnutsuzluğun sebebini en güzel açıklayan cümleyi de Selman Bayer’in ağzından duydum;

“Dünya üzerinde ideolojisini kitlelerin kendilerine olan nefreti üzerine kurmuş yalnızca iki topluluk vardır: biri Yahudiler, diğeri de Fenerbahçe Spor Kulübü.”

Ta Ali Şen zamanında başlayan, Aziz Yıldırım döneminde ise kurumsal bir kimlik haline gelen anlayışa göre Fenerbahçeli olmayan herkes Fenerbahçe’nin başarısızlığı için çalışan bir bütünün parçalarıdır. Fenerbahçe en büyüktür ve “küçük” takımlar Fenerbahçe’nin büyüklüğüne erişebilmek için bir araya gelmektedirler.

Bu anlayış, içerdiği korkunç kibir ve bölücü dile rağmen kısa zamanda benimsendi ve taraftara hızlıca empoze edildikten sonra çabucak meyvelerini verdi; hayali düşman gerçek olmuş, Fenerbahçeli olmayan çoğu kimse gerçekten Fenerbahçe’den nefret etmeye başlamıştı!

Tüm bu olan bitene rağmen şu görüntü bozulmuş değildi; Fenerbahçe birçok alanda kurumsal evrimini tamamlamış, ciddi ve ağırbaşlı kimselerin desteğiyle gerçek anlamda bir “marka” olmaya doğru büyük adımlar atmıştı. Stadyumu ile, bilet ve forma satışı ile, yapabildiği flaş transferler ile bu kurumsallığın sağlamasını önümüze koyuyordu. Ki hiç sevmediğim halde Aziz Yıldırım’ın bu yönünü defalarca takdir ettiğimi hatırlarım.

Derken gün oldu, devran döndü. Saat 12’yi vurunca o güzel arabalar balkabağına dönüştü ve Fenerbahçe, futbol tarihimizin en büyük sansasyonlarından birinin baş aktörü olarak sahne aldı. Başkanı ve yöneticileri tutuklandı, futbolcuları şikeyle itham edildi, şampiyonlar liginden atıldı ve sayısız şikenin içinde olduğu iddia edildi. Bunların hiçbiri hakkında yorum yapmayacağım. Gerçekler zaten ortaya çıkacaktır. Fakat bir gerçek var ki, Fenerbahçe yıllar boyunca inşa ettiği o ciddi tavrını, yıkılmaz gibi görünen vakarını, kurumsal kimliğini bir ayda toprağa gömmüştür. Peki, Fenerbahçe bunu nasıl başardı?


Aziz Yıldırım tutuklandığı gün başladı her şey. Evvela, neyin ne olduğu anlaşılmadan, sırf “biz bir bütünüz” imajı vermek için herkes ortalığa döküldü ve davanın içeriğini değil “Fenerbahçe’nin asla yıkılmayacağını” konuşmaya başladılar. Taraftar sokağa, hatta sahaya döküldü, yazarların en itici olanları televizyon ekranlarını işgal etti, yöneticiler kameralar önünde ağlamaya başladı ve kulüple bağı olan önemli isimler tehditler savurma gafletinde bulundular! Kendilerinin cumhuriyet diyecek kadar büyük gördükleri kulübün başkanını temsil eden avukat ise tam bir komediydi! Faik Işık isimli bu zat bağıra çağıra konuşan, savcıları ve hâkimleri tehdit eden, televizyon ekranlarında Seda Sayan’ın sahneye çıkartıp kafa bulduğu saf vatandaşlar gibi kendini oraya buraya vuran halleriyle hiç de Fenerbahçe’yi temsil eder gibi durmuyordu. Lube Ayar, Selçuk Yula gibi isimlere girmiyorum bile…

Tüm bunlar olup biterken taraftarın da aklıselim davrandığı söylenemez. Bir yandan federasyonu müthiş bir baskı altına alırken bir yandan “onurumuzla ikinci ligde oynarız” söylemleri, sokağa dökülüp “Fenerbahçeli olmayan herkese” karşı gövde gösterisi yapma girişimleri, Aziz Yıldırım’a körü körüne bağlılık gösterme halleri ve daha nice çelişkili davranışla soğukkanlılığın kıyısından bile geçemediler.

Bu kadar büyük bir camia, neden her şey başladığında olan biteni kontrol altında tutacak, insanları yönlendirerek bir bütün halinde hareket etmelerini sağlayacak birini bulup da öne çıkarmadı? İsmi fark etmez, koskoca kulüpte taraftarı yatıştıracak, federasyonla ve mahkemeyle sağlıklı ilişki kuracak, sivri söylemleriyle basının oyuncağı haline gelen isimlerin kulağını çekecek bir kişi bulunamadı mı? Her kafadan bir ses çıktığı, kulüple özdeşleşmiş her ismin ayrı telden çaldığı bu kakofoni olmasaydı işler bu kadar sarpa sarmazdı belki de, kim bilir!

Ezcümle, “Allah bile batıramaz” denilen Titanic’in ilk gününde okyanusun dibini boylamasına benziyor Fenerbahçe’nin kaderi. Onca kurumsallık, ciddiyet, ağır işadamları, büyük camia pazarlamaları ilk ciddi krizde yerle bir oldu. Herkes bir yerlere dağıldı. küçük bir baskı yüzünden yüzyıllık kulüp ne yapacağını bilemez hale düştü.

Burada kullanmak ne kadar doğru bilmiyorum ama tüm bu olan biten aklıma şu ayeti düşürüyor;

“Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşerat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. [Araf – 133]
 . 

16 yorum:

hakan dedi ki...

trabzonsporluyum beşiktaşa sempatim vardan sonrasını okumadım, çünkü aynı kafadasınız. diyosunuz ki sadece fener şike yapmış. adın gibi sende eminsin trabzonun şike yaptığından, karşısındaki takımların nasıl oynadığından. ama ona laf yapamazsın? nedenini söyliyimmi, çünkü futbolu "hakkıyla" seviyosn ya o yüzden. oturup kendi tarafına yontmuşsun bişeyler. umarım biraz gözünü açarsın da ülkenin en büyük spor kulübünün, kimlerin eline geçirilmeye çalıştığını anlarsın.. amaç ülkenin en büyük spor kulübünün başına kendi adamlarını geçirmek, yavaş yavaşta bunu yapıyolar. birazcık at gözlüğünden kurtulun.. bu yorumu yayınlamicaksın biliyorum ama en azından okumuş oldun.

Turgay Bakırtaş dedi ki...

içinde küfür ya da hakaret olmadıktan sonra hiçbir yorumu silmiyorum. bunu söyleyeyim bir kere.

eleştirinize gelince; "yazınızın şurdan sonrasını okumadım" diyerek zaten duruşunuzu belli etmişsiniz, "hepimiz aynı kafadaymışız". tam da sizi anlattım bu yazıda ve tam da anlattığım biçimde davranıyorsunuz. bu yazı bir "trabzonspor temizdir, fenerbahçe kirlidir" yazısı değil, "fenerbahçe tüm bu süreçte çok acemice davranmıştır" yazısıdır.

toz duman sindiğinde tekrar okursanız anlayabilirsiniz diye umuyorum.

Adsız dedi ki...

yazılanlar doğru tespitlerden oluşmuş katılmamak elde değil.. ey fenerliler emin olun sizi bu kadar antipatik kılan şey kendinizi bir halt sanmanız ben bir Beşiktaşlıyım yürekten sevilmesini en iyi bilenlerden bir parçayım, fenere olan nefretimde yatan en büyük gerçek, kendilerine bir cumhuriyet kurduklarını iddia edebilecek kadar cüretkar olmalarıdır. Siz kimsiniz kardeşim, kimin büyük olduğu bazen vakarlık ile ortaya çıkar bu kadar heyecanlı olmayın, siz size yeter iseniz gidin bir lig kurun kendinize para da var nasıl olsa. Bitirir iken şunu da belirteyim bu lig Beşiktaşsız Galatasaysız Fenerbahçesiz Trabzonsporsuz saman gibi geçer kalite düşer, keşke adam gibi adamlar başınızda olsaydıda ne fener taraftarı kör olmuşcasına bu şikeyi savunsaydı ne de fener bölesine rezil olsaydı. selametle

Bir dost dedi ki...

bir fenerbahçeli olarak yazıyı sonuna kadar okudum. Şike var mı bunda suçlu olanlar, karışan kişi ve kulüpler kimlerdir bilemem onu zaman gösterecek ama Aziz Yıldırımın yüzünden futbol camiasında başlayan Fenerbahçe düşmanlığını ben de kabul ediyorum. Bunda suçlu biraz da kulübün kendisidir. Kulübü babasının malıymış gibi sahiplenip at koşturan bu adamı yerinden eden çıkmadı ya yazıklar olsun. Suçlu olan çeksin cezasını, olan güzelim efsane kulüplere oluyor. Tarih pisliğe bulaşanları affetmeyecek. dar okudum. Şike var mı bunda suçlu olanlar, karışan kişi ve kulüpler kimlerdir bilemem onu zaman gösterecek ama Aziz Yıldırımın yüzünden futbol camiasında başlayan Fenerbahçe düşmanlığını ben de kabul ediyorum. Bunda suçlu biraz da kulübün kendisidir. Kulübü babasının malıymış gibi sahiplenip at koşturan bu adamı yerinden eden çıkmadı ya yazıklar olsun. Suçlu olan çeksin cezasını, olan güzelim efsane kulüplere oluyor. Tarih pisliğe bulaşanları affetmeyecek.

SuSKuN dedi ki...

Yani Bi İnsan Daha Yazıyı Okumadan O Yazı Hakkında NasıL Yorum yapabiLir Bunu anLamış deiLim bu birincisi... İkincisi; dğerli yazarımıza: bu kadar köşe yazısı yazılmıştır spor,futbol,fenerbahçe,hakkında...amaözellikle fenerbahçe hakkındaki yorumunuz gerçekten çok isabetli...keşke arınabilseler üzerlerindeki bu alçak tepeler duruşlarından...

Enes dedi ki...

yazının her harfinin yerinde olduğunu düşünüyorum. neden mi? şöyle açıklayayım efendim:

daha dün, şampiyonlar ligine gidemeyeceklerini öğrendiklerinde internette ve özellikle de facebook'ta trabzonspor'a ciddi bir saldırı yapıldı. çünkü kızacak başka bir merci yok. TFF başkanı fenerbahçeli, başbakan ve birçok bakan fenerbahçeli, savcı fenerbahçeli... aziz yıldırım mı? darağacına da gitsen son sözü fenerbahçe ya, o hepten günahsız. kalıyor trabzonspor, beşiktaş ve galatasaray... vur vurabildiğin kadar. altta kalanın canı çıksın! ha bu arada bir tek şu Pierre abimiz fenerbahçeli değil, onu da atlamayalım...

her neyse, daha ne oluyor demeden "viva atletico" türküleri söylemeye başladı tüm fenerbahçeli arkadaşlar. tamam sevmezsin de kardeşim trabzonspor'u, türkiye şike iddiaları ile kıvranırken senin trabzonspor'un ön eleme oynayacağı adamla böyle bir samimiyet kurmanın anlamı ne. neyse olur dedik. ancak gece ilerlerken daha vahim olaylar da gördük. adamların felsefesi şu. bizim rahat etmediğimiz yerde siz de rahat edemezsiniz. neden mi? izah edeyim efendim onu da.

iki dakikalık şampiyonluk sevincinden sonra öyle bir kepazelik yaşadılar ki, artık ciddi ciddi onurlarının kırıldığını herkes gördü ve üstlerine gitmemeye dahi başladı diğer takım taraftarları. çünkü böyle bir olay muhtemelen bir insan ömrüne bir defa sığar. kolay değil. sonra ellerinde kupalarla 17 takıma "koyduk mu?" dediler ve o da ellerinde patladılar ya, hem de güya düşman oldukları o 17 takımın 15'i kırıntıları ha bire halının altına süpürmeye çalışırken, bu sefer artık hepten kendilerini CIA tarafından abluka altına alınmış bir kulüp gibi hissetmeye başladılar. çünkü bu kadar aksiyon ancak bir filmde olurdu. ve tabi ki filmlerin vazgeçilmezi karanlık adamlar, ele geçirme planları, uzun vadeli planlar vs.

bir de imalı imalı takımı ele geçirecekler demiyorlar mı? ne içtiniz bilmiyorum ama ramazandan sonra aynından ben de istiyorum! gene Fetullah Gülen değil mi. Her kuşu öptü adam zaten, bir tek ele geçmedik fenerbahçe kalmıştı zaten.

Adsız dedi ki...

bi takım sevilip diğerine sempati duyulup bi başkası tutulmaz,öle bişide oluyorsa siz buna ne derseniz benden kabul.biz fenerbahçeliyiz.diğerleri rakibimizdir.

Adsız dedi ki...

galatasaraylıyım, küçüklükten beri fenerbahçeye sempati duyuyorum, beşiktaş tek aşkımdır, en sevdiğim savunmacı serdar aziz yazısı. sakin kafayla saçmalamak sadece yıkanmış bir beyinin ürünüdür. anti semitizm ve kuranı kerim ayeti içeren bu yazımla içimdeki nefreti azıcık olsun dökmüş oldum yazısı.

Turgay Bakırtaş dedi ki...

(Son "adsız" yorumlara binaen)

E tam da tarif edildiği gibi davranmıyor musuzunuz? "başka takıma sempati duyan taraftar" olmazmış. Kim diyor bunu? Futbolu çöllere düşen aşıklar gibi takip etmek moda olduğundan beri "kanım falan filan renkte akar" denmeye başlandı. Gayet de sevebilirim başka takımları, bu benim Trabzonsporluluğuma (ya da hangi takımı tutuyorsanız) halel getirmez. Yok eğer "getirir" diyorsanız, o zaman Fenerbahçe sadece basketbol oynasa da içinizdeki "aşk" ölmeyecek demektir. Peki, öyle mi gerçekten?

Selim dedi ki...

Ben bir Fenerbahçe taraftarıyım. Yazını sonuna kadar okudum.

Yazıda değindiğin güzel ve doğru şeyler var. Buna karşılık bazı tespitlerin de baştan sona kadar yanlış ve yanlı.

Bana göre doğru kısımlar şunlar:
1. Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe nefretinde etkin rol oynaması
2. Faik Işık'ın avukatlığı, Lube Ayar ve Selçuk Yula gibilerin tavrının saçmalığı
3. Girizgahta yaptığın tespitler

Bana göre hatalı kısımları da tek tek yazıyorum:
1. Selman Bayer'in lafı tamamen popülist ve gereksiz bir yaklaşım. Yazının ciddiyetine gölge düşürmüş.
2. Fenerbahçe yıllar boyunca inşa ettiği durumunu toprağa gömmemiştir. Dışarıdan böyle görmek istiyorsunuz sadece.
3. Fenerbahçe taraftarı sırf “biz bir bütünüz” imajı vermek için dökülmedi sokaklara. Tamamen yanlı bir tespit yapmışsın. Görmek ya da kabullenmek istemiyor olabilirsiniz ama "Biz bir bütünüz".
4. Fenerbahçe taraftarının sokağa dökülüp “Fenerbahçeli olmayan herkese” karşı gövde gösterisi yapma girişimleri yoktur. Taraftar Kadıköy'de miting yapıyor ve sadece adalet istediğini bağırıyor, Trabzonspor çıkıp biz de miting yapacağız diyor. Şimdi burada düşmanlık yaratan Fenerbahçe mi oluyor?
5. Fenerbahçe bütünlüğü sağlayacak birini öne çıkaramadı demişsin. Karşında bugün söylediğini 1 hafta sonra değiştiren; karar vermekten aciz bir Federasyon ve başkanı, mahkeme sonuçlanmadan kararını verip karalama yapan bir medya varken birini öne çıkarsan nolur ki? Söyledikleri hoş bir seda olarak kalır. Ali Koç'un demeçlerini hatırlatırım.
6. Bütün bunların “küçük bir baskı” ile olduğunu iddia etmiş gibisin. Yazının ciddiyetini sorgulatabilir bu iddia.
7. Yazdığın ayetin Fenerbahçe ile uzaktan yakından alakası yok.

Gördüğün gibi dostum yazı gerçekçi olsaydı "Teşekkür ederim güzel yazıydı" der geçerdim ama yanlışlarını vurgulama ihtiyacı hissettim. Yorumu onaylamak sana kalmış.

Bu arada Can Dündar'ın "Fenerbahçe Cumhuriyeti’nde darbe" adlı yazısını okumanı ya da burada okudu isen burada alıntılamanı isterim. Tabi ki Can Dündar'ın bütün meslek hayatını ve kariyerini bir kenara bırakıp kör bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu düşünmüyorsan eğer...

Adsız dedi ki...

Seninle ayni dusunceleri paylasiyorum Titanic benzetmesi cok yerinde bence de Kibir Fenerin en buyuk gunahi baslarina gelen bunca felaketten sonra bile Fenerlilerin Allahin kendilerine azap ettigini farkedememeleri cok aci. Fener kibiri ve fanatizmi kurumsal olarak sistemli bir sekilde taraftara asiladi ve bunun meyvesini kombine satislari forma ve kart satislari olarak geri aldi ama yan etki olarak tum turkiyenin nefretini kazandilar. Kurandan bi ayet vermissin cok yerinde ben de baska bir ayete dikkat cekmek istiyorum:

17. Şüphesiz biz, vaktiyle "BAHCE sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani o BAHCE sahipleri, sabah erkenden fakirler gelmeden bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
18. Bunu tasarlarken istisna da yapmıyorlardı. İnşaallah demiyorlardı.
19. Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet BAHCEyi sardı.
20. Böylece BAHCE, yakılmış toprağa döndü.
21, 22. Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
23, 24. Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
25. (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde böyle söyleyerek erkenden yola çıktılar.
26. Fakat BAHCEyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
27. (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

Kalem Suresi

Galatasaray da benzer bir hataya dustu Kadikoyde galip geldigi bir mactan sonra Souness Santraya GS bayragi dikti ve o gunden beri Allah GS ye neredeyse hic galibiyet yuzu gostermedi o sahada

Umarim artik takimlar ve taraftarlar bunlardan ders cikarabilirler

Murat Aydin dedi ki...

Fenerbahçe'nin ve hatta Türk Futbolunun içinde bulunduğu durumu "küçük bir baskı" olarak tanımlamak
?

Kısaca, yuuhhh diyorum...

trgyavci dedi ki...

Dostum öncelikle belirteyim ben bir Fenerbahçe taraftarıyım ve bunu 3 Temmuz'dan sonra fazlasıyla idrak edenlerdim, zira 3 Temmuz'dan önce doğru dürüst maç dahi izlemezdim. Bu 3 Temmuz meselesi de Aziz Yıldırım'ı kurtarmak için değil, Fenerbahçe'nin yıkılmaya yüz tuttuğunu ima edenlere -ki sende yazında buna benzer şeyler ima etmişsin- ve onların ettiği laflardan dolayı ikide bir aşağılanan sevdamıza sahip çıkmak içindir, ve onu esasında ne kadar çok sevdiğimizi fark ettiğimizdendir.

Diyorsun ki gövde gösterisi yapmak için sokaklara dökülüyorsunuz, kardeş emin ol kimseye bir şey göstermek için dökülmüyoruz biz sokaklara, canımız yanıyor ve kulübe maddi destek olmak dışında yapabildiklerimiz bu, tabi bunu istismar edenler, tehdit unsuru olarak kullananlar olmuştur ve olacaktır. Ama bu olayı gerçek amacından saptıramaz, beni Fenerbahçe sevgisi dışında hiç bir kuvvet 25 Aralık'ta o soğukta, hasta olmak pahasına-ki oldum da zaten bir haftadır burnum akıyor- deniz kenarında saatlerce bekletemezdi.

Yazında katılmadığım başka kısımlar da yok değil, mesela çeşitli gazetecilerin Fener'i savunuyor oluşu(onlardan çok daha beterlerinin Fenerbahçe'yi yeriyor oluşunu da göz ardı etmeyelim) bunlara mı kaldık diye benim de sorgulamamı sağlıyor. Ama göz görmek istediğini görürmüş, Fener'i çok daha akil şekilde savunan insanlar da var..

Ayrıca Aziz Yıldırım ve Ali Şen'in Fenerbahçe nefreti harlayan kişiler olduğuna benim de kanaatim var. Ama sırf bu sebeple bizleri Selman Bayer'in Fenerbahçe'yi yürekten sevenleri oldukça rencide eden, kırıcı ve hatta nefret dolu bir söylem olduğunu düşünüyorum ve adını ilk defa duyduğum -ki bu da benim hatam, çok sevdiğim afili filintalar'ın üyesiymiş- Selman Bayer'den, bu hayatta en çok sevdiğimiz şeylerden birini İsrail ile bir tuttuğu için feci de ayar oldum. Yani kendisine karşı onun Fenerbahçe'ye karşı hissettiği şeylerden azını değil fazlasını hissediyor oldum şu anda.. İşte taraftarlık da böyle bir şey bazen küçücük bir an, küçücük bir şey, yada bir cümle tüm herşeyi bok edebiliyor.

Ayrıca "Küçük bir baskı" yüzünden kulübün düştüğü durum demişsin, bu kısma da katılmak mümkün değil, geç aylardır Fenerbahçe'ye karşı nefretini kusan basını -ki sen onu da muhtemelen böyle düşünmüyosundur- benim çevremde çok sevdiğim arkadaşlarım bile ne yüzle izleyebiliyosun Fener maçını, utanmıyor musun gibisinden tonla şey söylüyorlar yarı şaka yarı gerçek ama sana şunu da diyim Fenerbahçe taraftarı bu 3 Temmuz'dan snra fazlasıyla hassas oldu, havadaki buluttan nem kapar olduk.

Hee bide yazında sıklıkla kulübün düştüğü duruma, denizin dibini boyladığına bir anda gömüldüğüne gibi benzer durumları örnek göstermişsin. Hakkaten düştüysek kalkarız ayağa ama siz bizim "onurumuzla 2. ligde oynayalım." sözümüzden bile belli çıkarımlar yapıyorken bu pek mümkün değil, siz bizim kendimizi suçluysak (sürecin sonunda çıkacak herşey açığa, yazında da belirttiğin gibi) cezamızı çekip -ki bu da küme düşmeyle olur anca, sırf iddianamede adı geçen 8 takım küme düşmesin, puan silme cezasıyla yırtsın diye 58. maddeyi değiştirmekle olmaz- gelelim dememizden dahi rahatsız oluyorsunuz.

Aslında daha buna dair bir sürü şey söylerim ama kimilerinin sevdası, rakibine duyduğu nefretin önüne geçmediği sürece laf anlatmak boş. Hani diyorsun yaa Fenerbahçe nefret ettirdi kendinden diye, e başkaları da nefret olayının dozunu kaçırmadı mı fazlasıyla.. Ve bu nefret arttıkça Fenerbahçe'linin Fenerbahçe'sine sevdası da kulübüne daha fazla zarar gelmesin diye artıyor. Fakat ne yazık ki 3 Temmuz'dan sonra rakibinden nefret eden Fenerbahçe'liler de çoğaldı.

Oktay Mahmuti'nin dün dediği gibi bu kısır döngü devam ettiği sürece de Türk Sporu yokuşu tam gaz inmeye devam ediyor ve bunu durdurmak için de bir şey sarfeden ne yazık ki kimse yok.

scarmiglione dedi ki...

Fenerbahce diger 3 buyuk takımla hatta son Bursasporla'da sinir bozan son haftalara dek tasınan rekabet yasadı Trabzonspor sampiyon oldugunda da olmayıp kıl payı ikinci oldugunda da hep rakibi Fenerbahce oldu.Bu kızgınlık bu seneye mahsus degil ama biz size kızgın olmadık gecen sene kendi stadımızda sampiyonlugu kacırdık siz de elinizden geleni yaptınız biz yenemedik ve cıkıp gittiniz ,hatta kimi futbolcularınız Bursaspor icin oynadıgını deklare etti bunları bile sorun etmedik .O gun Senol Gunes tesekkur etti taraftara simdi de aynı Senol Gunes gunah yüklüyor gunahı hic yüklenmiyor .Bu seneye dek size karsı kin duymadım ama bu sene yeterince hakediyorsunuz milletvekillerinizle camianızla hakediyorsunuz bu nefreti ..

a.e.keloğlu dedi ki...

yazınızı bir fenerbahçeli olarak okudum.klasik bir fenerbahçeli olmayandan beklenen görüşler bunlar.saygı duyarım ama hak vermem.herkesin "fenerbahçedeki kibire antipatiğim,fenerbahçeyi cumhuriyet olarak görmelerine antipatiğim" gibi söylemleri tam olarak da bizim duymak istediğimiz sözler.fenerbahçeye olan antipatikliğinizin nedeni bunun "böyle olması!" korkusundandır.ikinciside fenerbahçenin yıkıldığı,bütün o imajının silindiği yönündeki görüşünüz hakkındaki yanılgınız.fenerbahçeyi diğerlerinden farklı yapan,markalaştıran ve sahip olduklarına bakarsanız haalen kazanmaya ve kazanırken aradaki farkı açmaya devam etmektedir,zaten önümüzdeki yıllarda bunu açıkca göreceğiz.kimse sanmasın ki içimiz burkulmadı güvenimiz sarsılmadı,aziz yıldırım a olan sevgi fenerbahçeye olan sevginin yanında hiçtir! şimdilik aziz yıldırıma olanlar sonrasında yıpratılmaya çalışılan kulübümüz için yaptık bütün yaygarayı.direk fenerbahçeye dokunulmaya kalkışılsa yada fenerbahçeye bir zarar geleceğini düşünseydik tepki daha farklı daha acımasız olurdu!biz fenerbahçeliler 58. maddenin değişmesinden yana değiliz bu çok net.tabikide şampiyonluk mücadelesi vermek enbüyük zevkimiz fakat fenerbahçenin idmanı olsa akşama kadar izleriz! fenerbahçe neredeyse lig oradadır bizim için,bizim derdimiz bu! herkese saygılar

Adsız dedi ki...

Çok doğru tespitler. Tebrik ediyorum.

 

©2009 Litost | by TNB